Bazı davranışlar sözcüklerden çok daha etkilidir.
Çocuğunuza bağırmamanız gerektiğini defalarca söyleyebilirsiniz. Ama sizi bir kere öfkelenirken görmesi, o mesajı bir anda silip süpürebilir. Günlük hayatta sıkça karşılaştığımız bir durum bu:
Çocuklar dinlemekten çok izlemeyi tercih eder. Ve çoğu zaman izlediklerini doğrudan taklit eder.
Ünlü Psikolog Albert Bandura bu konu hakkında yeni şeyler keşfedeceğini düşünüyordu. Onun bu ilgisi, psikoloji tarihinde büyük etki yaratacak olan bir deneyin doğmasına neden oldu: Bobo Doll Deneyi.
Davranış, Sadece Yaşayarak mı Öğrenilir?
1960’lı yıllarda eğitim ve psikoloji alanında ağırlıklı olarak davranışçılık hâkim ve dönemin anlayışına göre, birey ancak ödül veya ceza yoluyla bir davranışı öğrenebilirdi. Bu düşünceye göre, bir kişi bir davranışı öğrenmek istiyorsa, onu ya deneyimlemeliydi ya da doğrudan etkilenmeliydi. Fakat Albert Bandura bu görüşe farklı yaklaşıyordu.
Ona göre, çocuklar deneyimlerden değil, çevrelerinde gözlemledikleri davranışlardan da etkileniyordu. Yani bir çocuk, hiç şiddete maruz kalmasa bile, sadece bir başkasının şiddet uyguladığını izleyerek benzer bir davranış örüntüsü geliştirebilir miydi?
Bandura’nın temel sorusu çok netti:
“Sadece izleyerek öğrenmek mümkün mü?”

Katılımcılar ve Deneyin Yapılandırılması
Deneyde, 3 ila 6 yaş arasında değişen yaş gruplarındaki çocuklar kullanıldı. Katılımcılar rastgele şekilde üç gruba ayrıldı. Her bir gruba farklı senaryolar sunuldu. Deneyin özünde “model alma” kavramı vardı; yani bir kişinin, özellikle de çocuğun, çevresindeki birini izleyerek onun davranışlarını örnek alması ve yapabilecek olaması. Deneyde dikkati çeken şeylerden birisi de oyuncağın kendisiydi. Bobo Doll yani ülkemizde ‘Hacıyatmaz’ olarak bilinen vurulduğunda tekrar eski halini alabilen, büyük ve yumuşak bir oyuncaktı. Çocuklar için modelleme yapma fırsatını bu oyuncak sayesinde sağlanabilirdi.
-
- Grup: Saldırgan Model Gören Çocuklar
Bu grupta olan çocuklara, yetişkin bir kişinin laboratuvar ortamında yer alan büyük, renkli ve tokatlandığında geri gelen Bobo Doll adlı oyuncakla şiddet içerikli bir şekilde etkileşime girdiği video izletildi. Yetişkin, oyuncağa yumruk atıyor, tekmeliyor, sopayla vuruyor ve “Al sana!” , ‘’Tekmele onu!’’ gibi agresif cümleler kuruyordu.
-
- Grup: Sakin Model Gören Çocuklar
Bu çocuklara ise aynı yetişkinin, aynı oyuncakla nazikçe oynadığı bir sahne gösterildi. Şiddet, bağırma, fiziksel müdahale gibi davranışların yer almadığı bu videoda model, oyuncaklara karşı olumlu ve sakin bir tutum sergiliyordu.
-
- Grup: Kontrol Grubu
Bu gruptaki çocuklar hiçbir video izlemeden başka ortama alındılar. Bu çocuklar ise herhangi bir davranış şekli göstermediler.
Deneyin İkinci Aşaması: Gözlem Odası
Tüm çocuklar, teker teker olarak oyuncaklarla dolu bir odaya alındı. Bu deney odasında videolarda yer alan Bobo Doll da vardı. Çocuklar burada yalnız bırakıldılar, ancak davranışları araştırmacılar tarafından perde arkasından gözlemlendi. Amaç, çocukların oyuncaklarla – özellikle de Bobo Doll ile – nasıl etkileşime geçeceğini izlemekti.

Çarpıcı Bulgular: İzleme Davranış Öğretir mi?
Bandura’nın tahmin ettiği gibi, farklı gruplar arasında davranışsal farklar açık bir şekilde ortaya çıktı:
• Saldırgan modeli izleyen çocuklar, izledikleri videodaki yetişkine benzer davranışlar gösterdiler. Yumruk attılar, tekmelediler ve videodaki gibi ‘’ Vur ona’’ ya da ‘’Tekmele onu’’ gibi cümleleri tekrar ettiler.
• Sakin modeli izleyen çocuklar, oyuncağa karşı genellikle nazik ve şiddet içermeyen davranışlar sergiledi.
• Kontrol grubundaki çocuklar ise daha dağınık ve rastlantısal davranışlar gösterdi. Bazıları şiddet uygularken bazıları hiç dokunmadı ya da sadece merakla gözlemledi.
Bu deney bizlere ve bütün dünyaya yeni bir şeyi öğretmiş oldu ‘sadece izleyerek bile bir davranışı öğrenebiliriz’. Deney, çocuğun çevresindeki modellerin — ister gerçek hayatta ister ekranda olsun — onun davranışlarını doğrudan etkileyebileceğini kanıtlamış oldu.
Sosyal Öğrenme Teorisi’nin Temelleri
Bu deneyin ardından Bandura, bu süreci teorik bir perspektife oturttu: Sosyal Öğrenme Teorisi.
Bu teoriye göre bireyler, özellikle gelişim çağındaki çocuklar, çevrelerindeki kişileri gözlemleyerek, onların davranışlarını özümseyebilirlerdi. Davranışın model tarafından uygulanıyor olması ve gözlemcinin o modeli güvenilir ya da güçlü biri olarak algılaması, öğrenme olasılığını artırır.
Bu durum, sadece saldırganlık gibi olumsuz davranışlar için değil; paylaşma, yardım etme, empati kurma gibi olumlu davranışlar için de geçerlidir.

Bugün İçin Ne Anlama Geliyor?
Bandura’nın bu çalışması, sadece psikoloji biliminde değil, medya, eğitim, ebeveynlik ve sosyal politika gibi pek çok alanda önemli etkiler doğurdu.
Örneğin:
• Çocukların izlediği çizgi filmlerdeki şiddet içerikli davranışlardan etkileyip etkilemediği,
• Okullarda öğretmenlerin örnek olma sorumluluğu,
• Sosyal medyada görülen davranışların gençler üzerindeki etkisi,
gibi birçok güncel tartışmanın temelinde Bobo Doll Deneyi’nin bulguları yer alıyor.
Sonuç: Davranışlar Bulaşıcıdır
Bu deney bize şunu öğretiyor:
İnsan davranışı sadece bireysel bir karar değildir; çevreden gelen etkilerle şekillenir.
Bir çocuk, gördüğünü taklit eder. Üstelik sadece bir kere görmesi bile yeterli olabilir.
Bu nedenle çocuğun gelişiminde yalnızca ne söylediğimiz değil, nasıl davrandığımız da belirleyicidir.
Çünkü çocuklar, sözleri değil, davranışları daha hızlı ve kalıcı şekilde öğrenir.